Kayıtlar

Bir Acıya Kiracı

   Metin Altıok'un kaleme aldığı şahane şiir kitabı. Bilmezdim kitabı elime aldığım gün benim de bir acıya kiracı olacağımı.     Sabah erkenden gözlerimi mutlu bir şekilde açtım. Memleketime -köyüme- döneli 1 -2 gün olmuştu. Herhalde köyün o temiz havası, kuşların cıvıltısı ve horozların o "uyanın artık!" dercesine ötüşü daha fazla uykuya esir olmamı engelledi. Annemle güzel bir kahvaltı yaptık. Sonrasında annem dedi ki: " Kızım benim içimde bir sıkıntı var. Annemin yanına gitmem gerek. Onu görüp geleyim." Ben de onayladım ve annem gittikten sonra kütüphaneme doğru yol aldım. Uzun zamandır açmadığım için kitap yeni kitap kokuları, eskileriyle harmanlanmış ufak bir havasızlık kokusuyla bunumu okşadı. Tabii bu yeşil mi yeşil, kahverengi tonlarının yeşillikleri baskı kurduğu, kış havasından çok bahar havasının hakim olduğu güzel köyümde; terasımızdan bahçede yayılan koyunları izleyerek kitap okumanın keyfini çıkarmazsam olmaz. Ankara'ya götüremediğim ve kapağın...

GRİ KENTİN ÖZGÜR ÇOCUĞU

Resim
  Sevgili minnoş okurlarım;    Geri dönüşüm hızlı oldu ve bu yazımda sizlere benim için ve bence Ankara için çok önemli bir yerden bahsetmek isterim. Burası bir park. Bu Park öyle bir park ki küçük bir alan kaplamasına rağmen insanda uyandırdığı his çok ayrı bir şey. Peki nedir bu parkı bu kadar özel ve güzel kılan şey? Anlatayım;    Park binalarla kaplı yapay, bitki örtüsünün çok zayıf olduğu bu gri, bir o kadar da kasvetli şehrin oksijeni adeta. Her mevsim ayrı bir güzelliğe sahip, merkezi konumda, 7’ den 70’e herkesin rahatça yürüyüş yapabileceği, koşup oynayabileceği, arkadaşlarınla şöyle müzik yapabileceğin özgür bir park. Ankara’da yaşayan ya da en azından bir müddet burada bulunmuş insanlar ne demek istediğimi çok iyi anlar. Bu park bende sanki köyümdeymiş hissi uyandırıyor. İnsanların birbirinden keskin çizgilerle ayrılmadığı, her an herkesle iletişim kurabildiğin örneğin yoldan geçen bir bisikletliyle kolayca arkadaş olabildiğin, bir köşesinde sakin...

YİNE YENİ YENİDEN... 💃💃

Resim
  Merhaba küçük ama sevimli okuyucularım;     Bazen kendimi bir işe başlarken çok heyecanlı bulduğum halde etrafımda gelişen olaylar sonucu o işi sonlandıramaz halde ya da devam ettiremez halde buluyorum. Bu galiba benim son bir iki yılda geliştirdiğim bir özelliğim. Nitekim bir hevesle başladığım Blog maceram da öyle oldu. ATA’YA SAYGI TURU günlüğümden uyarlayarak başladığım Blog serüvenim, ilk yayınımdan sonra maalesef devam etmedi. Bununla birlikte özellikle pandemi sürecinin getirmiş olduğu buhranla yeniden yazma gereksinimi duydum. Fakat önümde bir engel var ki bu benim asıl konumdan sapıp başka konular üzerine yoğunlaşmamı sağladı. Şimdi sizlerle bu engelin ne olduğunu paylaşacağım. Günlüğüm şuan aile evimde ve benimle arasında kilometreler var. O yüzden içeriği değiştirmek zorundayım. Sonuçta annemi arayıp ‘Anacuğum benim şu dolabımın en kuytu yerine saklamış olduğum kutunun içindeki günlüğümü gönderir misin?’ diyemem değil mi? Eğer bunu söylersem annemin be...

Kısa Bir Özgeçmişle Beraber Küçük Adımlar...

Resim
Selam;    Bir blog yazısına nasıl başlanır? Nelere dikkat edilmelidir? vs. bu konular hakkında hiçbir bilgim yok. İlk kez böyle bir şeye adım atıyorum. Tabii lisedeyken yazdığım kompozisyonları, iki üç güne bir karaladığım güncemi ya da aşk acısı çektiğimi düşünerek karaladığım şiirleri saymazsak. O yüzden yanlışım falan olursa affola. Hayatımın iki başlangıcını birleştirdiğim için uzun soluklu bir yazı olacak. Dikkat!  Ha bir de ne saçmalıyor bu kız diyebilirsiniz. Olsun ben yazayım da söz uçar yazı kalır öyle değil mi?    Şimdi öncelikle kendimi tanıtmalıyım sanırım. Ben Hilal Şimşek.( Adımı ve soyadımı beraber kullanmayı seviyorum çünkü göğün çocuğuymuş gibi hissediyorum.) 1997 yılında Adana' nın şirin mi şirin bir köyünde dünyaya geldim. 4 kişilik bir çekirdek ailenin asi kızıyım :) Çok detaya inmek istemiyorum çünkü benim için önemli olan şimdim ve geleceğim. Şuan Ankara Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim.- Ben kağıtları sanala döken...